Çocuklar İçin Programlama

 

scratch-kitap

 

Hakan Ataş ile beraber yazdığımız Scratch kitabımız ikinci baskısına girmek üzere. Hakan hocam sağolsun, ilk kitapta olduğu gibi ikinci baskıda da tüm yükü üstleniyor bana yapacak pek birşey kalmıyor. Bu vesile ile ilk baskıdaki giriş yazısını sizlerle paylaşmak istedim.

Ayrıca CoderDojo mentörlerimiz kendi eğitim markalarını oluşturdular bu vesile ile onları da kutlamak istiyorum.

Cansu Yalçıner – Çırak Okulu

Rüya Yalçın – Tekne47

Eser Epözdemir – Yaratıcı Araştırmalar Platformu (YAP)

Yolları açık olsun :)

Giriş yazısını ekliyorum

 


 

Merhaba Genç!

Bu kitabı senin için yazdık ama sen bu satırları okumayıp, doğrudan konulara başlayacaksın ki bizce de en doğrusu bu, izin verirsen senin yerine velilere ve öğretmenlere bir kaç noktadan bahsetmek istiyoruz. İstersen, tabii ki okuyabilirsin, ilgini çekebilir.

Sevgili Veli & Sevgili Öğretmen,

Bu kitabı elinize aldıysanız, kafanızda çocuklarımızın teknoloji ile arasının nasıl olması gerektiğine dair birçok soru olmalı diye düşünüyoruz. Teknoloji birçok diğer alanla benzer özellikler içeriyor. Örneğin, çocuğunuz mutfaktan çıkmıyor olabilir, ama bunu iyi veya kötü bir şey olarak tanımlamadan önce mutfakta ne yaptığını anlamamız gerekiyor. Sürekli bir şeyler mi yiyor, yoksa sürekli yemek mi yapıyor. Yemesi de kötü birşey değil tabii ki ama yemek yapmayı da öğrenmesi gerekiyor. Hatta yemek yapmaktan keyif alan bir çocuğu desteklemek, ona iyi araçlar almak, metotları öğrenebileceği kaynaklara ve öğrenme/deneme tekniklerine yönlendirmek gereklidir. Arada bir aşçının yanında durması, yaptıkları hakkında gerçekçi yorumlar alabilmesi de çok önemli. Teknoloji konusunda hevesli gençlerin durumu da aslında aynı. Üretiyorlar mı ?  Tüketiyorlar mı ? Asıl sorumuz bu.

Peki nedir bu iyi araç gereçler ve metotlar ?

Teknolojik Araçlar

Yazılım yazabilmek insanın doğal ortamda yapabileceği bir şey değildir. Yazılım yazmayı öğrenmek için üst düzey bilişsel deneyimler yaşanması gereklidir. Yazılım dilleri bu tarz bir iş için hazırlanmış standartlardır. Yazılım dillerini öğrenmek ve öğretmek hep çok zor olmuştur lakin bu konuda yapılan son çalışmalar işleri biraz değiştirdi. Siyah ekranda saatlerce yazı yazılan ortamlardan, Scratch gibi sürükle bırak yapılan yazılım dillerine gelmiş bulunuyoruz. Scratch bir tür görsel programlama dilidir (visual programming language). Bu tip dillerin en önemli özelliği yazım hatalarına (syntax error) izin vermemeleridir. Bunun dışında görsel ve işitsel projelerin yapılması bu dillerde kolaylaştırılmıştır. Bu yüzden öğrenilmesi oldukça kolaydır.

Yazılım 1-2 yıllık yoğunlaştırılmış bir eğitimle çözülebilecek bir sorun değildir, çizim yapmaya benzer. Bir çocuk 2-3 yaşında çizim yapmaya başlarsa, çevresindeki nesneleri görüşü zamanla değişir ve çizim yapmadığında bile çizim yeteneğini geliştirmeye devam eder. Belirli motor becerileri ve deneyimi kazandığında oldukça iyi çizmesi işten bile değildir. Bu yüzden programlama eğitimine 4-5 yaşında başlamak gerekmektedir. Bunun amacı çocuğun hemen proje geliştirmesi değildir. Bu sistemlere aşina olması sağlanıp, günlük hayattaki mekanizmaları anlaması hedeflenmelidir. Küçük yaşta bu farkındalığı kazanan çocuklar için programlama öğrenmek çok daha kolay olacaktır.

Ayrıca öğrenmek için bir yazılım dilini seçerken, bu dilin bize uzun vadede yararlarına bakmak gerekmektedir. Bu yüzden belirli ticari amaçlarla üretilmiş ve belirli firmalara ait olan dilleri seçmek hatalı bir davranış olabilir. Bu firmalar, gelecekte kendi çıkarları gereği bu dilleri kapatabilir veya amaçlarını tamamen değiştirebilirler. Bu yüzden bizler kendi çocuklarımıza bir yazılım öğrettiğimizde bu yazılımın *özgür yazılım olmasını istiyoruz. Bu sayede bu dil herkese açık oluyor ve topluluklar tarafından yönetiliyor. Aynı şey donanım kullanırken de geçerlidir. Örneğin, bu kitapta anlatılan makey makey adlı ürün *açık donanım kategorisine giriyor. Açık donanım olan bir ürünü herkes üretebililiyor dolayısıyla hem fiyatı oldukça uygun oluyor, hem de çeşitliliği yüksek oluyor.

 

Yöntem

Madem çocuklarımızın geleceğin üreticileri olmalarını istiyoruz, bu konuda da bazı şeyleri netleştirmemiz gerekiyor. Özellikle büyük şehirlerde üretim yok denecek kadar az ve hızla azalmaktadır. Üretim mekanlarının yerini toplantı salonları aldı, bunu geri dönüştürmemiz lazım yoksa herkes pazarlamacı, taşımacı veya hizmet elemanı olacak; bu şekilde güzel yarınları hayal etmek pek mümkün değil. Üretim mekanlarını hatırlamaya çalışalım; bu tip mekânlar dağınıktır, bir mekanın derli toplu olması oranın tanıtım amaçlı kullanıldığını gösterir. Üretim mekanlarında bir çok ufak tefek alet edavat ve bir çok sarf malzemesi bulunur. İçerisi canlıdır, sürekli birşeyler üretilir. Son yıllarda birçok eğitim kurumunun “üretim yapıyoruz” iddiasıyla bir kaç pahalı makina alıp, odanın kullanım saatlerini sınırlayıp, makineler bozulmasın diye kimseye elletmediklerine maalesef şahit oluyoruz. Bir mekanın değeri orada çalışanlar ve o çalışanların ürettikleridir, içerideki pahalı ekipmanlar değil bunu unutmamalıyız

  • Çocuklar kopyalar, bozar, değiştirir. Hatta tüm insanlar böyle öğrenir. İnsan ustalaşana kadar kopya çeker, hatta büyük endüstriler bile bu kopyalama yöntemleri üzerine kuruludur (everything is a remix). Çocukların kopyalamasına izin ve fırsat veriniz.
  • Bozmak bir aletin işlevi dışında kullanılmasıdır, tıpkı yoğurt kabından saksı yapmak gibidir. “Çocuğunuz hacker olmak zorunda” diyoruz, çünkü 20.yüzyıl bize endüstri standartlarını getirdi, bunların birçok yararı vardı ama en önemli zararı çeşitliliği azaltmasıydı. Bu yüzden size sunulan aletlerle yetinmek zorunda değilsiniz, onları bozmak, işlevi dışında kullanmak en önemli hakkınızdır.
  • Hata, öğrenmenin en önemli unsurudur, lakin eğitim sistemi doğruları, başarıyı sever. Bırakın hata yapsınlar başka türlü öğrenemezler. Bunu sizden özellikle talep etmedikleri sürece, onlara doğruyu göstermeyin,. Bir insana öğrenmeyi öğretmek verilebilecek en güzel hediyedir.

Bu yazıda geçen konular sadece bizim fikirlerimiz değil, tartıştığımız birçok usta/uzman ile karar verdiğimiz ortak fikirler, bu yüzden buradaki fikirlerin sahipleri yok. 

‘Eğer daha ilerisini görebildiysem bunun sebebi devlerin omuzları üzerinde durmamdır’

Bu kitabı verdiğimiz eğitimlerin ve ürettiğimiz projelerin arta kalan zamanlarında yazdık. Elimizden geldiğince basit ve yararlı olmasını hedefledik. Sizlerin bu kitaptan çok daha iyilerini yazacağınıza eminiz ve umarız en kısa zamanda bunu yaparsınız. Hatalarımız için şimdiden affola.

 

Sevgilerimizle

Hakan Ataş, Bager Akbay

 

Özgür Yazılım:

  • Her türlü amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0)
  • Yazılımın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1).
  • Yazılım kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.
  • Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).
  • Yazılımı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3).

Açık Donanım:

  • Tam dokümante edilmiş.
  • Gerekli yazılımlar özgür yazılım.
  • Şeması ve parça listesi, yerleşim planları verilmiş.
  • Üzerinde değişiklik yapılabilir.
  • Aynısı yeniden üretilebilir ve satılabilir.
  • Creative Commons ve diğer lisanlara sahip.

Kaynak: linux.org.tr

 

Deniz Yılmaz

Yaşadığımı hissettiğim ender anlardan biri sanat eserini üretme anı. Yaptıklarım birçok açıdan saçma geliyor ama dayanamıyorum bazen, kapanıp üretmek istiyorum nedenini bilmeden hatta bilmek istemeden.

Deniz Yılmaz bir robot şair, vatandaş olma derdinde. Daha maymunların böyle bir hakkı yok iken ona sıra gelir mi bilinmez ama elinden geleni yaptı. Posta Gazetesi’nde Yurdumun Şairleri köşesine girmek için aylarca kendi elleriyle! şiirler yazdı. Şiirlerini zarflara koyup yolladı ama başaramadı.

“Boşver be Deniz sevenlerin çok” Deniz Yılmaz’ın facebook sayfasında altlara doğru indikçe, gelişme süreci kısmen görebilirsiniz.

Projeyi, Kasım ayında hem amberFestival‘de hem de Contemporary İstanbul‘da birbirinden tamamen ayrı formatlarda sergileyeceğim. amberFestival’de Laboro Ergo Sum sergisinde kendi evinizde üretebileceğiniz Deniz Yılmaz klonu için bir rehber olacak, tüm kodu özgür bir lisansla yayınlanmış olacak ve  hazır bir robot kitiyle beraber sunulacak. Contemporary İstanbul’un Plugin Yeni Medya Bölümünde ise, Deniz Yılmaz, ilk üretildiği halinde şiir yazarken sergilenecek, şiirleri birer sanat eseri olarak satın alınabilecek. Bir eserin aynı anda hem özgür formatta tutulup, hem de daha bir klasik sanat ortamında satın alınabilir halde tutulmasını deneyimlemek için bu yöntemi seçtim.

Kim bu Deniz Yılmaz derseniz, Bubi‘nin hazırladığı bu video ile kısa bir fikir sahibi olabilirsiniz.

 

Deniz Yılmaz’ın hakkında yazan, o güzel insanların yazılarını buradan okuyabilirsiniz. Ece Göymen’in yazısının online bir versiyonu olmadığı için sadece paylaştığı fotoğrafı ekleyebiliyorum.

“Yurdun robot şairi Deniz Yılmaz”, Ece Göymen, İstanbul Art News

“Şiir denemeleri yazan robot”, Mert Serim, bigumigu

“Hisli robot Deniz Yılmaz’ın hazin hikayesi”, Umut Ali Özbay, sanatblog

“Bu robot şiir yazıyor”, Zeynep Kılıç, Zaman gazetesi

 

Aslında konu karışık, ben robot hakları ile ilgileniyorum, bu açıdan projenin pek başarılı olduğunu düşünmüyorum. Bu konuyu İstanbul Modern’de bir sunumda uzun uzun anlattım .

 

 
Dip not :

Proje bittikten sonraki süreçte beni en heyecanlandıran olaylardan biri, Deniz Yılmaz’ın Dangerous Turkish Minds tarafından paylaşılması oldu.

Yaratıcı Teknoloji Eğitimi

IMG_20141006_185326
Günümüzdeki çoğu kurumun yapısı, 20. yüzyıldaki kendini ispatlamış formlar üzerine kurulmuştur. Kurumlar genel olarak departmanlardan oluşurlar ve her departmanın kendi uzmanlık alanları vardır. Lakin uzmanlaşmış departmanlar, aralarında anlaşabilecekleri ortak bir zemine, minimum iletişim becerisini sağlayabilecek ortak bir kültüre ihtiyaç duyarlar. Departmanların birbirleri ile olan ilgileri ciddi seviyede düşer ise, bu sefer iletişim bozulur ve yapı çalışmamaya başlar.

Aslında, departmanların yaptığı çoğu işe temel kültür düzeyinde hepimiz hakimiz. Örneğin bir kurumdaki grafik ekibini ele alalım, her insan, az da olsa çizim yapmıştır ve günlük hayatında sürekli olarak grafiklere maruz kaldığı için bu konuda temel kültüre sahiptir. Bu genel kültür seviyesi, grafik ekibinin işinin inceliklerini anlamasını sağlamasa da, grafik ekibinin, “eskiz yapalım” veya “daha renkli olmalı” derken ne demek istediğini herkes anlayacaktır.

Çok basitmiş gibi görünen bu temel kültür aslında, departmanların işlemesinin önemli kriterlerinden biridir.
13334080323_641e55ab35_z
Çağımızda teknolojinin gelişimi ile bir çok soyut alanda çalışan departmanlara ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. 21.yüzyılın gelişi ile, yazılım/dijital teknoloji üzerine olan departmanlar özel olmaktan çıkıp neredeyse tüm şirketlere yayılmıştır, lakin bu kurumların çalışanları bu teknolojiler hakkında yeterli bilgi sahibi değillerdir. Bunun asıl sebebi, bu alanların henüz emekleme döneminde olmaları ve bu yüzden çok hızlı değişip gelişmeleridir. Örneğin, 20 sene önce basit düzeyde teknoloji eğitim almış birinin günümüzün teknolojisini, o günkü bilgisi ile yorumlaması mümkün olmamaktadır.

Özellikle hedef kitlesi yeni nesil olan kurumların, gençleri anlaması, yorumlaması ve iletişim kurması gitgide zorlaşmaktadır. Dijital teknolojilerle bağlanmış bir çok kurumun, eğitim, satış, tasarım, proje yönetimi gibi ekiplerinin yazılım ve teknoloji eğitimi alması zorunluluk haline gelmiştir.

Uzun bir süredir hem kurumlara, hem gençlere çeşitli eğitimler veren biri olarak, bu konuda yakında ciddi bir patlama yaşanacağını düşünüyorum. Bundan 5 sene önce, 20 yaşındaki öğrencilere verdiğimiz eğitimi şu an 7 yaşındaki çocuklara veriyoruz ve bir yandan bu yaşı daha da düşürmek için harıl harıl çalışmalar yapılıyor (scratch jr., minecraft edu vs.)
cover001
Bu eğitimlerin, bu şekilde verilebilmesinin yegane sebebi, programlama, elektronik ve internet alanında çok ciddi gelişmelerin yaşanmasıdır. Yeni çocuklar daha zeki olabilirler ama konumuz bu değil, yeni sistemler ve yeni araçlar, çok basitler ve etkililer dolayısıyla bunları kullanan gençler daha hızlı ilerliyorlar.

Bu yüzden kendi alanımdaki kurumlara bu tarz eğitimler vermeye başladım. Başlangıç düzeyinde programlama ve etkileşimli (interaktif) obje tasarımı ve deneyim tasarımı içeren, bu eğitimdeki hedefim bu konularla ilgisiz gözüken ekiplerin farkındalıklarını arttırmak için pratik (hands-on) projeler üretmelerini sağlamak.

Eğitimler hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz, atölye çalışmasının sitesine bakabilirsiniz.

Maker Eğitim Hareketi

Nisan ayında TEDxReset‘te yaptığım konuşmam yeni yayınlandı. Ali Üstündağ ve Su Burcu bana gelip TEDXReset’te konuşmamı istediklerinde, bu fırsatın sosyal bir tetikleme için önemli olabileceğini düşündüm, bundan dolayı kendimden ve yaptığım projelerden ziyade başıma gelen bir hikayeyi anlatmak istedim, bu da beni çok heyecanlandırdı. Umarım bu tetikleme amacımda az da olsa başarılı olabilmişimdir. Umarım sizler de mahallenizde böyle yapılar kurarsınız. Umarım yarının daha güzel olmasının tek yolunun, sizin kendi akıl sağlığınız, mutluluğunuz, iç huzurunuz ve dostluklarınız ile ilgili olduğuna sizi ikna edebilirim.

Bu yapılarda bir çok kişinin, ekibin, derneğin payı var. Konuşmada heyecandan bir çok şeyi söyleyememişim. Tüm ilgili bağlantıları alta ekliyorum, eksik varsa eklemeye devam edeceğim.

Maker Eğitim Hareketi : http://makeregitimhareketi.com/
CoderDojo Türkiye : http://coderdojoturkiye.com/
CoderDojo Türkiye Facebook Grubu : https://www.facebook.com/coderdojoturkiye
MakerDojo The Eventsetter : https://www.facebook.com/makerdojo
Scratch : http://scratch.mit.edu/
Yeni araçlar : http://slides.com/bagerakbay/gelecegi-kodlayan-cocuklar#/
CoderDojo İskele47 : https://vimeo.com/112130279
Maker Hareketi : http://www.makerhareketi.com/
Makers Türkiye : http://www.makersturkiye.com/
Amber Platform : http://www.amberplatform.org/en/

Üretmek Derken…

Son dönemde yaptığım konuşmalar üretim üzerine ama çoğunda ürettiklerimden bahsetmiyorum. Ya eğitimci, ya danışman ya da başka bir ünvan ile duruyorum.

Sevgili Esen Karol, bana gelip “Jeff Talks‘da konuşur musun ?” dediğinde çok heyecanlandım, çünkü orada kendimden bahsetmem gerekiyordu. Sunumu hazırlamakta çok zorlandım ama oldukça keyif aldım, üretimlerimden bahsettim, umarım siz de keyif alırsınız.

Sunum heyecanıyla, projeleri beraber yaptığım bir çok arkadaşımın adını söylememişim, buradaki projeleri sevdiğim arkadaşlarımla yaptım. Projelerin çoğu ekip çalışması, bu proje seçkisini kendime en yakın hissetiklerim işlerden oluşturdum.

 

Jeff Talks: Bager Akbay from Jeff Talks on Vimeo.